| RUMELİ VE MEZOPOTAMYA BİRLİĞİ VE HİLAFET | e-Posta |
| Muzaffer ALACAOĞULLARI tarafından yazıldı. on Perşembe, 03 Kasım 2011 09:47 | ||||||||||
|
Selman Kayabaşı’nın, Aralık 2009, İstanbul’da TİMAŞ Yayınları tarafından yayınlanan Muhafız adlı Romanında (sayfa: 212- 213*); Türk ve İslam Devletlerinin hep üstünde mevcut ve gizli bir ekipten oluşan Teşkilat’ın başı Affan bey, Hilafet nişanı olan sancağı Abdülhamit’e, ay- yıldızlı olanı ise Anadolu’da Kurtuluş Savaşı için görevlendirilen Mustafa Kemal’e (ATATÜRK) teslim ettikten sonra; “Evladım, Kemal!” diye başlayan konuşmasında, şunları belirtmektedir: “İslam milletleri, kendi bağımsız devletlerini kuracağı ve güçleneceği güne kadar Hilafet’i (İslami siyâsî ve hukukî yönetim makamına ve yönetime verilen isim: halifelik), yeni devletimizin uhdesinde (üzerinde) kalmak şartıyla askıya alınız. Makam-ı Hilafet için Anadolu’nun bağımsızlığı kafi değildir. Anadolu’da bir devlet kurmak da kafi değildir! Makam-ı Hilafet için bağımsız bir devlet olmak lazımdır! Yeni devletin padişahı da, komutanı da sen olacaksın. Hilafet makamını sana teklif edenler, Halife olman için baskı yapanlar çıkacaktır. Makam-ı Hilafet, ikinci bir emre kadar ne senindir, ne de senin işaret edeceğin birinin; bunu unutmayasın!” Kitabın tam adı; kapakta “Muhafız, Türkiye Cumhuriyeti’nden Rumeli ve Mezopotamya Birliği’ne” şeklindedir. Buradan yola çıkarak şahsi kanaatım; hilafet makamının, Rumeli ve Mezopotamya Birliği sağlandıktan sonra yeniden teşkil ve tesis edileceğine işaret edilmektedir. İslam tarihinde hilafet makamı, Peygamberimiz Hz Muhammet’in (sav) vefatı üzerine, 632 tarihinde Hz. Ebubekir’in halife seçilmesi ile başlamıştır. Moğolların Bağdat’ı ele geçirip, İslam devletine son vermesi ile halifeler Mısır’da Memluk Devleti içerisinde siyasi yetkiden yoksun, sembolik olarak görevlerine devam etmişlerdir. Halifeliğin temsilcisi 1517 yılından itibaren Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı ele geçirmesi ile Osmanlı Devleti hükümdarları olmuşlardır. Kurtuluş Savaşı sonunda siyasi iradeye tam manasıyla hükmedecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) saltanatın yanında halifeliğin de geleceğinin belirleyicisi olacaktı. Bu konuda kararını veren TBMM, 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmış ama halifelik makamına dokunmamıştı. Saltanatı kaldıran TBMM halifenin durumunu da tartışmış ve halife konusunun da TBMM’nin iradesi ile belirlenmesi gerektiği üzerinde durulmuştu. Bu tartışmalar sürerken saltanatın kaldırılması ile saltanat yetkisi elinden alınmış olan Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de Türkiye’yi terk etmesi, halifelik konusuna yeni bir boyut kazandırdı. TBMM hükümeti Diyanet işlerinden sorumlu bakanı Mehmet Vehbi Efendi 18 Kasım 1922’de Vahdettin’in gidişinin arkasından halifeliğin geçersiz hale geldiğini, boş kalan halifelik makamı için yeni bir halife seçimin yapılması gerektiğine dair fetva yayınladı. Ertesi gün; TBMM’ye verilen bir önerge ile, Vahdettin’in halifeliği düşürüldü. Yine; TBMM hükümeti aynı gün, halife seçimini gündeme aldı. Hemen adaylar tespit edildi ve oylamaya geçildi. Toplam 162 oyun kullanıldığı oylama sonuçları şu şekildeydi: *Abdülmecit Efendi: 148 oy, *Şehzade Abdürrahim (II. Abdülhamit’in oğlu): 2 oy, *Şehzade Selim (II. Abdülhamit’in oğlu): 3 oy ve *Çekimser: 9 oy. Yapılan bu oylama sonunda, Abdülmecit Efendi halife seçildi. Bu olayı ilginç yapan diğer bir konu ise, Hz Ali’den sonra ilk kez İslam tarihinde yine bir halifenin seçimle belirlenmesiydi. Abdülmecit Efendiye halife seçildiği hemen bildirildi. Abdülmecit Efendi, bu görevde bir yılı aşkın bir süre kalabildi. Çünkü halifelik makamı; yeni rejim için bir tehdit, yapılacak inkılaplar için ise engel olarak görülüyordu. Bu yüzden, her hareketi kontrol altında tutuluyor ve üzerinde geniş değerlendirmeler yapılıyordu. Nitekim; 3 Mart 1924'te TBMM'de kabul edilen bir Kanunla halifelik kaldırılmış ve Halife Abdülmecit, hanedan üye ve mensuplarıyla birlikte aynı gece yurtdışına çıkarılmıştı. Ancak; Kanunun gerekçesinde, ‘Hilafetin “şahs-ı manevisi” (tüzel kişiliği), TBMM’nin uhdesine devredilmiştir’ deniliyordu. Yani; bu, TBMM'nin karar alması halifelik makamının teşkil ve tesis edilebileceği şeklinde yorumlanmaktadır. Muhafız kitabına dönersek; yine söz konusu Teşkilat tarafından, Cumhurbaşkanlığı’na Vecdi Gönül yerine niye Abdullah Gül’ün seçildiğine dair gerekçeler (s. 110), “Yakın zamanda Hilafet’in tekrar inşası, komşu ülkelerle sınırların kaldırılması, Türk Dünyası’nın bir birlik etrafında buluşturulması gibi çok kritik konular” olarak sayılmakta ve Abdullah beyin ehil olduğu belirtilmektedir. Son ve somut olarak; bu konuda çok çarpıcı bir isim, Teşkilat’ın değişik birimlerinin yer aldığı Konağı gezerken, Affan bey tarafından şöyle verilmektedir: “Özellikle, MAKAM-I HİLAFET yazan kapıdan içeriye bakmak ve neler konuşulduğunu duymak istedi. Ekmeleddin Bey! MAKAM-I HİLAFET’te, İslam Konferansı Örgütü’nün başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu vardı.” (*): http://www.timas.com.tr/kitaplar/edebiyat/roman/muhafiz.aspx
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta1
!joomlacomment 4.0 Copyright (C) 2009 Compojoom.com . All rights reserved."
|

Yazarın Diğer Yazıları
- “BU DEPRESYONU BİTİRİN: HEMEN ŞİMDİ!”
- “KADININ EN BÜYÜK VAZİFESİ ANALIKTIR”
- BİZ KÖKÜ MAZİDE OLAN FÜTÜRİSTİZ
- YENİ ANAYASADA ASKERİ YARGI İLE GENELKURMAY VE MSB
- BERGAMASPOR’UN ÜLKÜSÜ: YÜKSELMEK, SÜPER LİGE ÇIKMAKTIR
- 23 NİSAN: DÜNYA KİTAP VE TELİF HAKLARI GÜNÜ
- ÜZERİNE TİREMEMİZ GEREKEN ŞEY: YAŞATMA İDEALİ
- 27 YIL SONRA ÇİN’DE BİR TÜRK BAŞBAKAN
- HAFTA; KUTLU MU GEÇECEK, KUTSUZ MU?
- ZÜMRÜT VE ELMAS GİBİ MÜCEVHER ÜZERİNE
- 1 NİSAN 2012 ŞAKALARI
- HER KAHVENİN BİR KÖŞESİ KÜTÜPHANE OLSUN
- ORMAN KANUNU
- BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR
- FETİH 1453’TEN SONRA ÇANAKKALE 1915
- EN GÜZEL DUA: HAKKIMIZDA EN HAYIRLISINI İSTEMEK
- ÖRNEKLERİYLE PRATİK ZEKA
- MİRAÇ’TAN BAHTIMIZA ÜÇ ELMA DÜŞTÜ
- PEYGAMBERİMİZİ İHTİYARLATAN AYET
- BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMAYAN TOPLUM (MUYUZ?)
- 28 ŞUBAT VE BİR GÜN ÖNCESİ
- YENİ ANAYASADA HEDEF: KATILIMCI DEMOKRASİ
- MAKUL VE MAKBUL OLAN EHLİBEYT SEVGİSİ
- TÜRK VE DÜNYA SİNEMASINDA “FETİH 1453”
- MEN DAKKA DUKKA: EDEN BULUR
- “BEN, KUR’AN’A İNANAN BİR HIRİSTİYANIM!”
- “AZMİNE SARIL BAK NE OLURSUN!”
- REFAH İKTİSADINDA RAWLS’IN ADALET TEORİSİ
- 2012 ULUSLAR ARASI ITRİ YILI
- OSMANLI’NIN KURULUŞUNUN 713. YILDÖNÜMÜ
- CARİ AÇIĞA KAYA GİBİ ÇÖZÜM
- TAM 32 YIL ÖNCE 24 OCAK
- ASKERİ DARBELERİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR!
- KIBRIS MÜCADELESİNDE 88 YILIN SIRRI
- BİN DOST AZ, BİR DÜŞMAN ÇOK”
- BİR HAFTADA ENERJİ TASARRUFU BİLİNCİ
- ÇEVREYE DUYARLI ENERJİ POLİTİKASI
- 2012 KUTLU DOĞUMUN TEMASI KARDEŞLİK
- NOEL BABA, NEDEN EVE BACADAN GİRER?
- YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
- HEDEF: İKİBİN 12’DEN YENİ ANAYASA
- OBEZİTEYLE MÜCADELEDE İLKOKUL KANTİNLERİ
- MİLLETİN YETİMİ AYDIN MENDERES’İN VEFATI
- YAHUDİ ZEKASININ YETERSİZLİĞİ
- CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR
- TANRI PARÇAÇIĞI KEŞFEDİLSE NE OLUR?
- KREDİ ÇİN’DE DE OLSA TALEP EDİNİZ
- MEVLANA HAFTASI’NDA BERGAMA FARKI
- HIRVATİSTAN AB’NİN 28. ÜYE ÜLKESİ
- BAŞBAKAN’A “GEÇMİŞ OLSUN!” MESAJI



































2012-05-16 22:00:37 gökhan
Marmara Üniversitesi biyoloji bölümü öğr. gör.'lilerinden...
2012-05-03 11:43:11 Adnan Göks...
Kozak asıl sorunu ne biliyormusunuz.? BİRLİK VE BERABER...
2012-04-25 22:01:46 Cumhur BEK...
Dünya ya taşeronluk yapmayan "ağır sanayi" ise do...
2012-04-25 02:00:25 vatandaş
bunlar daha kendi kendilerini yönetemiyorlar, birde koca ...
2012-04-24 09:14:13 ysmn
bu logo neyi anlatmaya çalışıyor???
2012-04-22 15:19:01 Cevdet Asl...
Yusuf Kemalettin Perin Anadolu Öğretmen lisesi öğrencile...
2012-04-13 00:44:45 hasan
yazı ve tespitler mükemmel olmuş. elinize, dilinize sağlı...