| TÜRK VE DÜNYA SİNEMASINDA “FETİH 1453” | e-Posta |
| Muzaffer ALACAOĞULLARI tarafından yazıldı. on Çarşamba, 15 Şubat 2012 17:22 | ||||||||||
|
13 Şubat 2012 tarihli Zaman Gazetesi’nde (*), “Fetih 1453 filmine Hollywood yolu göründü” haberi yayınlandı. İnternet adresi www.1453fetih.com olan filmin, bugüne kadar Türk sinema tarihinin en yüksek kopya adedi ve salon sayısıyla, 16 Şubat Perşembe günü saat 14:53’de gösterime gireceği duyurulmaktadır. Haberin devamında; “Oscar filmlerinin dağıtımını yapan –Amerikan- Universal Stüdyoları, İstanbul’un fethini konu alan Fetih 1453 filminin 10 dakikalık bölümünü izledi. Filmi beğenen stüdyo, Aksoy Film’e “Fetih 1453’ün home video, televizyon ve Avrupa dağıtım haklarını bize verin.” teklifinde bulundu. Teklif kabul edilirse; ilk defa bir Türk filmi, uluslararası film şirketiyle -Amerikan’ın Yeşilçamı, film endüstrisi olan- Hollywood’a gidecek.” Nitekim; Fatih’e yakışacak bu filmin, değil Türkiye’de, belki bütün dünyada gişe rekorları kıracağı ve sonrasında videolarının dünyanın dört bir köşesinde Türkçe ve İngilizce olarak çoğaltılacağını şimdiden öngörmek ve iddia etmek, mübalağa ve kehanet olmasa gerektir. Aşağıdaki hikayede; göz yaşartıcı adalet sahnesini okuyunca ve hissedince Fatih’in, bu filmi, nicelerini ve tarihi belgeselleri hak ettiğini kabul edeceksiniz: “İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz, zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar; Bizans imparatorunun halka yaptığı zulüm ve işkence karşısında, ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da, bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi. Durum, Fatih’e bildirildi. O; asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar, hapisten niçin çıkmak istemediklerini Fatih’e de anlattılar. Fatih, o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti: “Sizlere şöyle bir teklifim var. Sizler, İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz. Müslüman hakimlerin ve Müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunuzu ispat ediniz” Fatih’in bu teklifi, papazlara çok cazip gelmişti. Hemen padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden birisi, Bursa idi. Bursa’da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar: Bir Müslüman, bir Yahudi’den at satın almış, fakat “hiçbir kusuru yok” diye satılan at, hasta imiş. Müslüman ahırına gelen atın hasta olduğu, daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş. Sabah olunca da, atını alıp “kadı”nın yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, kadı o saatte de henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahıra götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş. Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan Müslüman’ı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş: “Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine mademki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım” deyip, atın parasını Müslüman’a ödemiş. Papazlar, İslam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan, bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi (kompanse etmesi) karşısında hayret etmişler. Mahkemeden çıkan papazların yolu, İznik’e uğramış. Papazlar, orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar: Bir Müslüman, diğer bir Müslüman’dan bir tarla satın alarak, ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Gelin görün ki; kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına, biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymadan Müslüman, bu altınları küpüyle satın aldığı öbür Müslüman’a götürüp teslim etmek ister: “Kardeşim; ben, senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen, tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin, herhalde bu fiyata bana satmazdın. Al şu altınları!” der. Tarlanın ilk sahibi ise, daha başka düşünmektedir. O da, şöyle der: “Kardeşim; yanlış düşünüyorsun, ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile, toprağı ile beraber sattım. İçini de, dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir, dilediğini yap!” der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele, kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar. Kadı, her iki şahsa da çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı, birinin de oğlu olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak, altını çeyiz olarak verir. Papazlar; daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp, İstanbul’a Fatih’in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler: - Bizler artık inandık ki; bu kadar adalet ve birbirinin hakkına saygı, ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin saikleri, başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz, zindana dönme fikrinden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz.”
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta1
!joomlacomment 4.0 Copyright (C) 2009 Compojoom.com . All rights reserved."
|

Yazarın Diğer Yazıları
- “BU DEPRESYONU BİTİRİN: HEMEN ŞİMDİ!”
- “KADININ EN BÜYÜK VAZİFESİ ANALIKTIR”
- BİZ KÖKÜ MAZİDE OLAN FÜTÜRİSTİZ
- YENİ ANAYASADA ASKERİ YARGI İLE GENELKURMAY VE MSB
- BERGAMASPOR’UN ÜLKÜSÜ: YÜKSELMEK, SÜPER LİGE ÇIKMAKTIR
- 23 NİSAN: DÜNYA KİTAP VE TELİF HAKLARI GÜNÜ
- ÜZERİNE TİREMEMİZ GEREKEN ŞEY: YAŞATMA İDEALİ
- 27 YIL SONRA ÇİN’DE BİR TÜRK BAŞBAKAN
- HAFTA; KUTLU MU GEÇECEK, KUTSUZ MU?
- ZÜMRÜT VE ELMAS GİBİ MÜCEVHER ÜZERİNE
- 1 NİSAN 2012 ŞAKALARI
- HER KAHVENİN BİR KÖŞESİ KÜTÜPHANE OLSUN
- ORMAN KANUNU
- BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR
- FETİH 1453’TEN SONRA ÇANAKKALE 1915
- EN GÜZEL DUA: HAKKIMIZDA EN HAYIRLISINI İSTEMEK
- ÖRNEKLERİYLE PRATİK ZEKA
- MİRAÇ’TAN BAHTIMIZA ÜÇ ELMA DÜŞTÜ
- PEYGAMBERİMİZİ İHTİYARLATAN AYET
- BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMAYAN TOPLUM (MUYUZ?)
- 28 ŞUBAT VE BİR GÜN ÖNCESİ
- YENİ ANAYASADA HEDEF: KATILIMCI DEMOKRASİ
- MAKUL VE MAKBUL OLAN EHLİBEYT SEVGİSİ
- TÜRK VE DÜNYA SİNEMASINDA “FETİH 1453”
- MEN DAKKA DUKKA: EDEN BULUR
- “BEN, KUR’AN’A İNANAN BİR HIRİSTİYANIM!”
- “AZMİNE SARIL BAK NE OLURSUN!”
- REFAH İKTİSADINDA RAWLS’IN ADALET TEORİSİ
- 2012 ULUSLAR ARASI ITRİ YILI
- OSMANLI’NIN KURULUŞUNUN 713. YILDÖNÜMÜ
- CARİ AÇIĞA KAYA GİBİ ÇÖZÜM
- TAM 32 YIL ÖNCE 24 OCAK
- ASKERİ DARBELERİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR!
- KIBRIS MÜCADELESİNDE 88 YILIN SIRRI
- BİN DOST AZ, BİR DÜŞMAN ÇOK”
- BİR HAFTADA ENERJİ TASARRUFU BİLİNCİ
- ÇEVREYE DUYARLI ENERJİ POLİTİKASI
- 2012 KUTLU DOĞUMUN TEMASI KARDEŞLİK
- NOEL BABA, NEDEN EVE BACADAN GİRER?
- YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
- HEDEF: İKİBİN 12’DEN YENİ ANAYASA
- OBEZİTEYLE MÜCADELEDE İLKOKUL KANTİNLERİ
- MİLLETİN YETİMİ AYDIN MENDERES’İN VEFATI
- YAHUDİ ZEKASININ YETERSİZLİĞİ
- CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR
- TANRI PARÇAÇIĞI KEŞFEDİLSE NE OLUR?
- KREDİ ÇİN’DE DE OLSA TALEP EDİNİZ
- MEVLANA HAFTASI’NDA BERGAMA FARKI
- HIRVATİSTAN AB’NİN 28. ÜYE ÜLKESİ
- BAŞBAKAN’A “GEÇMİŞ OLSUN!” MESAJI



































2012-05-16 22:00:37 gökhan
Marmara Üniversitesi biyoloji bölümü öğr. gör.'lilerinden...
2012-05-03 11:43:11 Adnan Göks...
Kozak asıl sorunu ne biliyormusunuz.? BİRLİK VE BERABER...
2012-04-25 22:01:46 Cumhur BEK...
Dünya ya taşeronluk yapmayan "ağır sanayi" ise do...
2012-04-25 02:00:25 vatandaş
bunlar daha kendi kendilerini yönetemiyorlar, birde koca ...
2012-04-24 09:14:13 ysmn
bu logo neyi anlatmaya çalışıyor???
2012-04-22 15:19:01 Cevdet Asl...
Yusuf Kemalettin Perin Anadolu Öğretmen lisesi öğrencile...
2012-04-13 00:44:45 hasan
yazı ve tespitler mükemmel olmuş. elinize, dilinize sağlı...