| MAKUL VE MAKBUL OLAN EHLİBEYT SEVGİSİ | e-Posta |
| Muzaffer ALACAOĞULLARI tarafından yazıldı. on Cuma, 17 Şubat 2012 19:00 | ||||||||||
|
İran İslam Cumhuriyeti, İslamiyet’i Şiilik kültürüyle uygulamaktadır. Şiilik, 4 hak mezhep içinde zikredilmemektedir, belki siyasi bir mezhep olarak adlandırılabilir. İran’daki Şiilik, özelde Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) damadı ve dördüncü halife Hz. Ali (ra) ve genelde ehlibeyt (Peygamberimiz soyu, özellikle torunları Hz Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz) sevgisinin en üst düzeyde uygulanmasıyla sergilenmektedir. Öyle ki; bu sevgi, zaman zaman başta Hz. Ömer (ra) olmak üzere Sünni karşıtlığına kadar uzanır. Ancak; Türkiye’deki Aleviler gibi Cemevi gibi ayrı bir ibadet yeri tercih ve inşa etmezler, ülkemizdeki gibi cami ve mescitlerde namazlarını kılarlar, ancak sabah namazı ile birlikte, öğle ve ikindi namazlarını bir vakitte, akşam ve yatsı namazlarını bir vakitte cem ederek günde üç vakit namaz kılarlar. Sevgili Peygamberimizden sonraki ilk dört halifeye, Hulefa-i Raşidin (Raşit Halifeler) dönemi denilmektedir. Sırasıyla; hilafet süreleri, Hz. Ebu Bekir’in iki yıl üç ay, Hz. Ömer’in on yıl altı ay, Hz. Osman’ın on iki yıl, Hz. Ali’nin dört yıl dokuz aydır, toplamı yirmi dokuz yıl altı ay eder. Dolayısıyla; Hz. Ali, hilafet sırasını –neredeyse- yirmi beş yıl beklemiştir. Bu itibarla; Hz. Ali’yi severken, Hz. Ömer’e karşı çıkmak, adeta “Kraldan fazla kralcı olmak” değil midir? Oysa; Sünniler için, Ehlibeyt sevgisi bir sünnet (Peygamberimizin bir yolu veya O’nu sevmenin bir göstergesi ve parçası) olarak kabul edilir. Örneğin; Sünniler, Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma’yı (ra) valideleri kabul ederler. Hz. Fatıma, Peygamberimizin evinde, her an vahyin sağanak sağanak yağdığı bu atmosferde neşet etmiş ve yaşamıştı. Gözlerini açar açmaz, Peygamber Efendimizi görmüş ve Peygamber’in dava-yı vilayette (velilik davasında) vâris-i hâssı (gerçek mirasçısı) olan eşi Hz. Ali’nin evinde de aynı havayı teneffüs etmişti. Efendimizin dâr-ı bekâya (sonsuz kalacağımız yere, ahirete) yolculuğundan altı ay sonra, o da göçüp gitmişti. Efendimiz de, Hz. Fatıma da, ayrılığın uzun sürmeyeceğini biliyorlardı. Çünkü; bir gün Allah Resulü, sevgili kızının kulağına: “Kızım, artık baban yolcu, ötelere yolculuk var!” deyince Hz. Fatıma bir çığlık koparıver, hıçkıra hıçkıra ağlayıvermişti. Onun ağlamasına dayanamayan Şefkat Peygamberi, kızını tekrar yanına çağırmış ve kulağına: “Kızım, ben gidiyorum ama ehl-i beytimden bana ilk kavuşacak olan da sensin. Yanıma herkesten önce sen geleceksin.” demişti. Bu sözü, bir müjde olarak bağrına basan Hz. Fatıma artık tebessüm ediyor ve O’na kavuşacağı günün tesellisi ile, babasının ölümünü mateme çevirmiyordu. Yine; biz, Peygamberimizin torunlarıyla ilgili aşağıdaki hikayede edep dersi veren Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i (radıyallahu anhum) çok sever ve Allah’tan onların şefaatini talep ederiz. Türkiye’de her caminin kubbesinde, Allah ve Resulü ile, dört halife isimlerinin yanında onların isimleri yazılıdır. Muharrem ayında Sünniler de, Kerbela şehitleri için ağlar ve şu ağıtları yazar, okur: “Bugün mâh-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar. Bugün eyyam-ı matemdir, bu gün âb-ı revan ağlar.” Dolayısıyla; İslam’a göre makul ve makbul olan Ehlibeyt Sevgisinin, kalplerinde başkalarına sövmeye, kin ve nefrete yer vermeyen Sünnilerin sevgisi olduğu anlaşılmaktadır. Ahmet Şahin hocanın “Dini Hikayeler” kitabındaki (s: 32) aşağıdaki hikaye yer alır: “Peygamber Efendimizin mübarek torunları Hasan ile Hüseyin cami avlusunda durmuş, şadırvandan abdest alan yaşlıca bir adamı seyrediyorlardı. Hasan bir ara kardeşi Hüseyin'e: -Bak, dedi, dirseklerini iyice yıkamadı. -Evet görüyorum, bazı yerler kuru kalıyor. -Bunu ona söylemeliyiz, abdest sırasında yıkanması farz olan yerlerde iğne ucu kadar kuru bir yer kalsa ab¬dest olmaz, abdest olmayınca tabii namaz da olmaz. -Ama nasıl söyleyeceğiz? İşte bak, ayaklarında da aynı ihmali yaptı. Parmak aralarını ovuşturmadı, suyu topuklarına değdirmedi bile. Hadi gidip kendisine söyleyelim. Hüseyin: -Bir dakika, diye kardeşini durdurdu. O bizden çok yaşlı. Söylersek utanabilir. Yahut çocuk olduğumuz için bizi dinlemeyebilir. Onu kırmadan yanlışını anlatmanın bir yolunu bulmalıyız. Birden aklına geldi: -Tamam dedi sevinçle, buldum! Adama yaklaştı. Saygı dolu bir sesle: -Efendim, dedi, sizden bir ricamız var. -Söyleyin bakalım çocuklar. -Biz henüz çocuk sayılırız. Şuradan abdest alırken başımızda dursanız da, yanlışlıklarımızı söyleseniz. Adam, memnun memnun güldü: -Tabiî, dedi. Başlayın bakalım! İki kardeş, abdest almaya başladılar. Adam dikkatle bakıyor, bir yanlış bulmaya çalışıyor, ama bulamıyordu. Kendi abdestini düşündü. Hasan ile Hüseyin gibi dik-kat göstermediğini anladı. Abdestleri bitince saçlarını okşadı: -Yanlış sizde değil çocuklar, bende, dedi. Kusurlu be¬nim, Yanlışımı yüzüme vurmadan, bu kadar nazikçe dü¬zelttiğiniz için çok teşekkür ederim. Artık, ben de sizler gi¬bi abdest alacağım. İşte başlıyorum. Yeniden suyun başına çöktü ve bir güzel abdest aldı. DERS: Demek ki, bir şeyin doğrusunu bil¬mek yeterli değildir. O, doğruyu başkalarını kırmadan, darıltmadan anlatabilmek de lâzımdır. Peygamber Efendimizin torunları Hasan ile Hüseyin gibi…”
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta1
!joomlacomment 4.0 Copyright (C) 2009 Compojoom.com . All rights reserved."
|

Yazarın Diğer Yazıları
- “BU DEPRESYONU BİTİRİN: HEMEN ŞİMDİ!”
- “KADININ EN BÜYÜK VAZİFESİ ANALIKTIR”
- BİZ KÖKÜ MAZİDE OLAN FÜTÜRİSTİZ
- YENİ ANAYASADA ASKERİ YARGI İLE GENELKURMAY VE MSB
- BERGAMASPOR’UN ÜLKÜSÜ: YÜKSELMEK, SÜPER LİGE ÇIKMAKTIR
- 23 NİSAN: DÜNYA KİTAP VE TELİF HAKLARI GÜNÜ
- ÜZERİNE TİREMEMİZ GEREKEN ŞEY: YAŞATMA İDEALİ
- 27 YIL SONRA ÇİN’DE BİR TÜRK BAŞBAKAN
- HAFTA; KUTLU MU GEÇECEK, KUTSUZ MU?
- ZÜMRÜT VE ELMAS GİBİ MÜCEVHER ÜZERİNE
- 1 NİSAN 2012 ŞAKALARI
- HER KAHVENİN BİR KÖŞESİ KÜTÜPHANE OLSUN
- ORMAN KANUNU
- BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR
- FETİH 1453’TEN SONRA ÇANAKKALE 1915
- EN GÜZEL DUA: HAKKIMIZDA EN HAYIRLISINI İSTEMEK
- ÖRNEKLERİYLE PRATİK ZEKA
- MİRAÇ’TAN BAHTIMIZA ÜÇ ELMA DÜŞTÜ
- PEYGAMBERİMİZİ İHTİYARLATAN AYET
- BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMAYAN TOPLUM (MUYUZ?)
- 28 ŞUBAT VE BİR GÜN ÖNCESİ
- YENİ ANAYASADA HEDEF: KATILIMCI DEMOKRASİ
- MAKUL VE MAKBUL OLAN EHLİBEYT SEVGİSİ
- TÜRK VE DÜNYA SİNEMASINDA “FETİH 1453”
- MEN DAKKA DUKKA: EDEN BULUR
- “BEN, KUR’AN’A İNANAN BİR HIRİSTİYANIM!”
- “AZMİNE SARIL BAK NE OLURSUN!”
- REFAH İKTİSADINDA RAWLS’IN ADALET TEORİSİ
- 2012 ULUSLAR ARASI ITRİ YILI
- OSMANLI’NIN KURULUŞUNUN 713. YILDÖNÜMÜ
- CARİ AÇIĞA KAYA GİBİ ÇÖZÜM
- TAM 32 YIL ÖNCE 24 OCAK
- ASKERİ DARBELERİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR!
- KIBRIS MÜCADELESİNDE 88 YILIN SIRRI
- BİN DOST AZ, BİR DÜŞMAN ÇOK”
- BİR HAFTADA ENERJİ TASARRUFU BİLİNCİ
- ÇEVREYE DUYARLI ENERJİ POLİTİKASI
- 2012 KUTLU DOĞUMUN TEMASI KARDEŞLİK
- NOEL BABA, NEDEN EVE BACADAN GİRER?
- YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
- HEDEF: İKİBİN 12’DEN YENİ ANAYASA
- OBEZİTEYLE MÜCADELEDE İLKOKUL KANTİNLERİ
- MİLLETİN YETİMİ AYDIN MENDERES’İN VEFATI
- YAHUDİ ZEKASININ YETERSİZLİĞİ
- CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR
- TANRI PARÇAÇIĞI KEŞFEDİLSE NE OLUR?
- KREDİ ÇİN’DE DE OLSA TALEP EDİNİZ
- MEVLANA HAFTASI’NDA BERGAMA FARKI
- HIRVATİSTAN AB’NİN 28. ÜYE ÜLKESİ
- BAŞBAKAN’A “GEÇMİŞ OLSUN!” MESAJI



































2012-05-16 22:00:37 gökhan
Marmara Üniversitesi biyoloji bölümü öğr. gör.'lilerinden...
2012-05-03 11:43:11 Adnan Göks...
Kozak asıl sorunu ne biliyormusunuz.? BİRLİK VE BERABER...
2012-04-25 22:01:46 Cumhur BEK...
Dünya ya taşeronluk yapmayan "ağır sanayi" ise do...
2012-04-25 02:00:25 vatandaş
bunlar daha kendi kendilerini yönetemiyorlar, birde koca ...
2012-04-24 09:14:13 ysmn
bu logo neyi anlatmaya çalışıyor???
2012-04-22 15:19:01 Cevdet Asl...
Yusuf Kemalettin Perin Anadolu Öğretmen lisesi öğrencile...
2012-04-13 00:44:45 hasan
yazı ve tespitler mükemmel olmuş. elinize, dilinize sağlı...