| YENİ ANAYASADA HEDEF: KATILIMCI DEMOKRASİ | e-Posta |
| Muzaffer ALACAOĞULLARI tarafından yazıldı. on Çarşamba, 22 Şubat 2012 11:46 | ||||||||||
|
Demokrasi, Yunanca bir sözcüktür ve “halkın egemenliği” anlamına gelir. Yunanca “halk” kelimesinin karşılığı olan “demos” ile, “idare” manasına gelen “kratos” kelimelerinden oluşmaktadır. Ancak; demokrasi sözcüğüne tüm zamanları kapsayan bir tanımlama getirmek mümkün değildir. Evrensel bir gerçek vardır: “Değişmeyen tek şey, değişmedir” Bu itibarla; Devletler, hukuk devleti veya hukukun üstünlüğü gereği bu değişimi veya gelişimi Anayasalarına yansıtmak zorundadırlar. Nitekim; Anayasalar, halkın hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, katılımcı, şeffaf ve hesap verilebilir bir Devlet yönetimi adına halkın ihtiyacı olan bu esneklikleri barındırırlar. Normalde; Türkiye’de milletvekili genel seçimleri, her dört (2007 referandumundan önce beş) yılda bir, 550 üyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (Meclis) üye seçmek için, nispi temsil sistemi ile yapılır. Halk, bu seçimlerde sandığa bir kez gidip dört yıl boyunca seçtiği hükümetin her kararına mahkum kalmakta ve öyle ki bazen kendi düşüncesine taban tabana zıt kararlarına razı ve mağdur olmaktadır. Hele; halkın örgütlenme bilincinin yerleşmediği toplumlarda veya oldukça fazla maddi ve manevi külfet, mesuliyet ve zahmet gerektirdiği ortamda, bu demokrasinin diktatörlüğe dönüşmesi riski belirmektedir. Bu itibarla; demokrasi, artık tek başına anılmamakta, çağdaş demokrasiler için, Katılımcı Demokrasi adı kullanılmaktadır. Örneğin; seçimlere yeniden dönersek, bir parti mecliste sandalye elde etmek için, ulusal düzeyde oyların en az % 10’unu almalıdır. Aynı zamanda seçim bölgelerinde oyların, karmaşık bir formülle hesaplanan bir yüzdesini elde etmelidir. Öncelikle % 10 barajı daha düşürülmelidir. Çünkü; bu yüksek oran nedeniyle, küçük çapta örgütlenebilen partiler, hülle partileri şeklinde ya bir araya gelerek ya da büyük çapta örgütlenebilen diğer partilerle anlaşarak seçilebilmekte ve Meclis’e girdiklerinde istifa edip kendi gruplarını kurmaktadırlar. Sürekli tartışılagelen diğer bir konu “Eşit Oy İlkesi” gereğince dağdaki çoban ile üniversitedeki profesörün tek bir oy hakkına sahip olmasıdır. Bunun önüne geçilebilmesi için de, Meclis’te Senatonun kurulması gereklidir. “İki Meclisli Sistem” denilen Senato Sistemi, geçmişte ülkemizin yabancı olmadığı bir sistemdir. Dolayısıyla; ilk kez 1961 Anayasası ile işlerlik kazanan ve 1980 sonrası TBMM ile birlikte feshedilerek 19 yıl ülkemizde görev yapan Senato Sistemi, bu 19 yıllık süreçte yasaların çıkartılmasında ağır kaldığı gerekçesiyle tam işlevli çalışmadığı yönünde eleştirilmiştir. Ancak; Senato’nun Meclis’teki bu yavaşlatıcı rol ve fonksiyonu, yeni düzenlemeler (karar alma sürecinde zaman kısıtlamaları, oy birliği yerine oy çokluğu şartının getirilmesi gibi) ile kısıtlanabilir ve kontrol altına alınabilir. Bu durumda, Türkiye’de bilimsel alanda üretken, aydın ve uzman insanların da, Partiler tarafından Senato üyesi olarak aday gösterilip Meclis’te temsil edilmeleri sağlanmış olacaktır. Yerel yönetimler, Katılımcı Demokrasinin bir diğer unsurudur. Tabii; bu konuda Türkiye’nin özellikle Güney doğu ve Doğu Bölgelerinde, oldukça hassasiyet ve ciddiyet söz konusu bulunmaktadır. Yine de; yapılabilecek düzenlemeler, yerel yönetimlerin veya belediyelerin idari ve mali özerkliğini artırma yönünde olmalıdır. Örneğin; Emlak Vergisinin tarh, tahakkuk ve tahsil yetkisi 1986 yılında belediyelere verilmiştir. Ayni şekilde; belediyelerin daha çok gelir kaynaklarına kavuşturulması ve yerinde kazanılan gelirlerin yerinde harcanması sağlanmalıdır. Bu durum; vergi ve benzeri yükümlülüklerin kayıp ve kaçak oranlarının da düşürülmesine ve bu kayıp ve kaçakların yükümlüklerini düzenli ödeyenlerin omzundan alınmasına da katkı sağlayacaktır. Yukarıda bahsedildiği gibi; Katılımcı Demokrasinin en önemli uygulama şekli de, yönetimlerin şeffaf, açık ve hesap verebilir olmasıdır. Son olarak, denetimle ilgili insani boyutu dikkatinize sunmak isterim. Vergi hukukunda birbirine benzeyen iki başlık bulunmaktadır. Biri suç olan vergi kaçırmadır, diğeri ise vergi kanunlarındaki boşluklardan yararlanarak vergiden kaçınmadır. Kamuda, özellikle Maliye Bakanlığı’nın denetim kurullarında çalışan denetim elemanlarının kimisi emekliliklerini beklemeden, kimisi emekli olduklarında ya kendilerine ait bürolar açarak bağımsız çalışmakta, ya da şirket ve holdinglerin muhasebe bürolarında mali müşavir olarak istihdam edilmedirler. Dolayısıyla; bu denetim elemanları veya kontrolörler, vergi kanunlarının hazırlanmasında edindikleri deneyimlerle bu boşlukları çok iyi bilmekte ve yeni görevlerinde şirketler lehine kullanmaktadır. Yeni Anayasa ile ne kadar en mükemmel şekilde açık, şeffaf ve hesap verilebilir bir yönetim de kurulsa da, Meclis’te görev yapacak milletvekillerinin kanunlardaki boşlukları kamunun genel yarar ve çıkarına kullanmak yerine özel çıkarlara alet etmeleri olasıdır. Bir atasözümüz vardır: “Kork Allah’tan korkmayandan”, yani Allah korkusu olmayan bir kimseden her şey beklenir. Bu nedenle; mevcut 1982 Anayasası’nda (81. Madde*) düzenlenen milletvekilleri göreve başlarken, yeminlerini üç semavi dinin kutsal kitapları (Kur’an-ı Kerim, İncil ve Tevrat) üzerine yapmalıdırlar. Öyle ki; dinsiz olanlar veya dinsiz olduklarını iddia edenler dahi, bundan muaf tutulmamalıdır. Yoksa, milletvekillerinin yeminlerinin sonunda; “… büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim” diye belirtmeleri, onların namus ve şereflerinin aksine davranmalarını engelleyebilir mi?
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta1
!joomlacomment 4.0 Copyright (C) 2009 Compojoom.com . All rights reserved."
|
||||||||||
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 22 Şubat 2012 19:01 ) |

Yazarın Diğer Yazıları
- “BU DEPRESYONU BİTİRİN: HEMEN ŞİMDİ!”
- “KADININ EN BÜYÜK VAZİFESİ ANALIKTIR”
- BİZ KÖKÜ MAZİDE OLAN FÜTÜRİSTİZ
- YENİ ANAYASADA ASKERİ YARGI İLE GENELKURMAY VE MSB
- BERGAMASPOR’UN ÜLKÜSÜ: YÜKSELMEK, SÜPER LİGE ÇIKMAKTIR
- 23 NİSAN: DÜNYA KİTAP VE TELİF HAKLARI GÜNÜ
- ÜZERİNE TİREMEMİZ GEREKEN ŞEY: YAŞATMA İDEALİ
- 27 YIL SONRA ÇİN’DE BİR TÜRK BAŞBAKAN
- HAFTA; KUTLU MU GEÇECEK, KUTSUZ MU?
- ZÜMRÜT VE ELMAS GİBİ MÜCEVHER ÜZERİNE
- 1 NİSAN 2012 ŞAKALARI
- HER KAHVENİN BİR KÖŞESİ KÜTÜPHANE OLSUN
- ORMAN KANUNU
- BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR
- FETİH 1453’TEN SONRA ÇANAKKALE 1915
- EN GÜZEL DUA: HAKKIMIZDA EN HAYIRLISINI İSTEMEK
- ÖRNEKLERİYLE PRATİK ZEKA
- MİRAÇ’TAN BAHTIMIZA ÜÇ ELMA DÜŞTÜ
- PEYGAMBERİMİZİ İHTİYARLATAN AYET
- BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMAYAN TOPLUM (MUYUZ?)
- 28 ŞUBAT VE BİR GÜN ÖNCESİ
- YENİ ANAYASADA HEDEF: KATILIMCI DEMOKRASİ
- MAKUL VE MAKBUL OLAN EHLİBEYT SEVGİSİ
- TÜRK VE DÜNYA SİNEMASINDA “FETİH 1453”
- MEN DAKKA DUKKA: EDEN BULUR
- “BEN, KUR’AN’A İNANAN BİR HIRİSTİYANIM!”
- “AZMİNE SARIL BAK NE OLURSUN!”
- REFAH İKTİSADINDA RAWLS’IN ADALET TEORİSİ
- 2012 ULUSLAR ARASI ITRİ YILI
- OSMANLI’NIN KURULUŞUNUN 713. YILDÖNÜMÜ
- CARİ AÇIĞA KAYA GİBİ ÇÖZÜM
- TAM 32 YIL ÖNCE 24 OCAK
- ASKERİ DARBELERİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR!
- KIBRIS MÜCADELESİNDE 88 YILIN SIRRI
- BİN DOST AZ, BİR DÜŞMAN ÇOK”
- BİR HAFTADA ENERJİ TASARRUFU BİLİNCİ
- ÇEVREYE DUYARLI ENERJİ POLİTİKASI
- 2012 KUTLU DOĞUMUN TEMASI KARDEŞLİK
- NOEL BABA, NEDEN EVE BACADAN GİRER?
- YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
- HEDEF: İKİBİN 12’DEN YENİ ANAYASA
- OBEZİTEYLE MÜCADELEDE İLKOKUL KANTİNLERİ
- MİLLETİN YETİMİ AYDIN MENDERES’İN VEFATI
- YAHUDİ ZEKASININ YETERSİZLİĞİ
- CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR
- TANRI PARÇAÇIĞI KEŞFEDİLSE NE OLUR?
- KREDİ ÇİN’DE DE OLSA TALEP EDİNİZ
- MEVLANA HAFTASI’NDA BERGAMA FARKI
- HIRVATİSTAN AB’NİN 28. ÜYE ÜLKESİ
- BAŞBAKAN’A “GEÇMİŞ OLSUN!” MESAJI



































2012-05-16 22:00:37 gökhan
Marmara Üniversitesi biyoloji bölümü öğr. gör.'lilerinden...
2012-05-03 11:43:11 Adnan Göks...
Kozak asıl sorunu ne biliyormusunuz.? BİRLİK VE BERABER...
2012-04-25 22:01:46 Cumhur BEK...
Dünya ya taşeronluk yapmayan "ağır sanayi" ise do...
2012-04-25 02:00:25 vatandaş
bunlar daha kendi kendilerini yönetemiyorlar, birde koca ...
2012-04-24 09:14:13 ysmn
bu logo neyi anlatmaya çalışıyor???
2012-04-22 15:19:01 Cevdet Asl...
Yusuf Kemalettin Perin Anadolu Öğretmen lisesi öğrencile...
2012-04-13 00:44:45 hasan
yazı ve tespitler mükemmel olmuş. elinize, dilinize sağlı...